|
Filmin Adı: The Rules Of Attraction
3.AFM/Uluslararası
Bağımsız Film Festivalinde ikinci olarak seyrettiğim “Çekim
Kuralları”, Amerikan Sapığı’nın yazarı Bret Easton Ellis’in aynı adlı
romanından uyarlanmış ve Roger Avary’nin yönetmenliğini üstlendiği
tipik bir kayıp kuşak gençlik filmi.
Film tam anlamıyla üç
karakter üzerine yoğunlaşmış ve bunların başında da geçen senelerde
CNBC-e’de gençlerin rağbet ettiği “Dawson’s Creek” dizisinin Dawson’ı
James Van Der Breek bulunmaktadır. Tabii ki bu filmde Sean
Bateman(James Van Der Breek) Dawson karakterinden farklı olarak,
üniversitede okurken arkadaşlarına partilerde uyuşturucu satan,
aşk-sevgi gibi kavramlar yerine tek gecelik ilişkileri tercih eden ve
kendi tabirine göre de insanların duyguları ile beslenen bir
vampir(mecazi anlamda) olarak karşımıza çıkıyor. Paul (Ian
Somerhalder) karakteri ise homoseksüelliğini fazlaca dışa vurarak okul
partilerinde erkek arkadaşı arayan, zengin ve kuvvetle muhtemel dul
bir annenin(Faye Dunaway) ilgisiz büyüyen üniversiteli oğlu olarak
resmedilmiş. Diğer üçüncü karakter Lauren (Shannyn Sossamon) ise
Avrupa gezisine çıkmış erkek arkadaşı Victor’ı ne olursa olsun
beklemekte ve hiçbir okul partisinde kimse ile beraber olmamaktadır.
Ta ki filmin başına kadar...
Aslında film tam da bu
noktadan başlıyor hem de gerçekten görüntülerin geriye sarılması ile
birlikte. Açılıştaki “Dünyanın Sonu Partisi”nden geriye geliniyor ve
her şeyin başladığı okuldaki dönemin başına dönülüyor. Filmde,
karakterler teker teker tanıtılırken bile özellikle görüntülerin
filmin görselliği açısından ne kadar önemli olacağının sinyalleri
veriliyor. Hele Sean ile Lauren’in bir karşılaşma sahnesi var ki
gerçekten güzel bir kamera hareketi ile ekranın ikiye bölünmüş planı
bir anda tam ekrana dönüyor. Tabii hızlı kurgu, hızlı çekim,ekranı
ikiye bölme gibi teknik özellikler filmi ilgi çekici kılsa da artık
filmlerde bu tarz hareketlere sıkça rastlanması dolayısıyla özellikle
bağımsız filmlere alışmış seyirci yönetmenden biraz daha ilginç şeyler
bekliyor. Geçen sene 2.IF’de izlediğim “Spun” filmine hem uyuşturucu
konusu itibari ile hem de çekim tekniği açısından benziyor ancak gerek
diğer filmde yakalanan mizah gerekse leşlik bu filmde yok, hatta tipik
bir Amerikan Üniversite Gençlik filminin içine düzeyli bir seviyede
uyuşturucu ve seks eklenmiş denilebilir. Bu açıdan filmde bir genel
eleştiriden çok bireysel-kişisel bağlamda gençlerin karşılık
bulamadıkları aşklarının anlatıldığı bir bakış açısı mevcuttur. Üç
karakter de diğerleri gibi her şeyi boş vererek partilerde çılgınca
eğlenmek, seks ve uyuşturucu alemlerine dalmak istiyorlar ama bunu
yaptıktan sonra diğerleri gibi hiçbir şey olmamışçasına yollarına
devam edemiyorlar. Bir şekilde mutsuzlar, tüketim toplumunun gelip
geçici hazları onları tatmin etmiyor, hep bir arayış içerisindeler ve
ne yazık ki bunun ne olduğunu kendileri de keşfedebilmiş değiller.
Genel anlamda ABD
üniversite gençliğinin nasıl bir boşlukta olduğunu yansıtmaya
çalışmakla beraber Larry Clark’ın “Ken Park” da yapmış olduğu gençlere
yönelik gerçekçi bakış açısı ve arıza karakterler tabii ki bu filmde
yok. Ama bir gazetede bu film hakkında okuduğum yorum herhalde
yapılabilecek en iyi özet: “Kendini entelektüel zanneden gençlik filmi
severler için kaçırılmayacak bir film.”
Not:Filmin müziklerinde Milla Jovovich’inde adı geçiyor.
Ali Ersina
15.02.2004
<< İndekse
Geri Dön<<
Tüm hakları saklıdır. Ali Ersina'dan izin alınmadan kopyalanamaz ve
çoğaltılamaz. Copyright (c) 2004 |