|
Filmin Adı: Matrix “Revolutions”
Geçen yirmi yılda George
Lucas’ın önderliğinde başlayan bir hikayenin tek bir filmde değil de
bir üçleme hatta Star Wars’da olduğu gibi altılama şeklinde
anlatılmasının takipçilerinden olan Matrix efsanesi de nihayet bir
sona kavuştu. Buna isterseniz Hollywood’un seyirci çekmek için ticari
bir oyunu deyin ya da Wachowski kardeşlerin kafalarındaki hikayeyi
daha detaylı anlatabilmek için böyle bir yola başvurduklarını düşünün
netice itibari ile sinema tarihinde çok önemli ilkleri başaran bir
filmden bahsediyoruz.
Açıkça söylemem
gerekirse şahsi fikrim Matrix Revolutions’un beni çok da tatmin
etmediğidir ancak filme bir bütün olarak bakmak gerekirse ki ikinci
film Matrix Reloaded’ın tam da dizi mantığında devamı olan üçüncü
filmi tek başına değerlendirmek tüm “Matrix” için herhalde haksızlık
olur. Çünkü üçüncü filmin fragmanlarında Kahin’in ağzından duyduğumuz
şu sözler filmi çok da güzel özetlemektedir: “Başı olan her şeyin
mutlaka bir sonu da vardır.” Yani aslında üç filmin genel teması bir
insanın doğumu(sancılı-emeklemeler), gelişimi(aydınlanma) ve
ölümü(dönüşüm)şeklinde de kısaca özetlenebilir.
Matrix hakkında o kadar
çok yazı yazılıp çizildi, tartışma programları yapıldı ki aslında daha
bir o kadar daha konuşulabilir. Ama belki de bu tartışmaları yaparken
dikkat edilmesi gereken bir diğer konu bunun sadece iyi bir senaryosu
ve muhteşem görselliği olan bir filmden ibaret olduğudur.Yani sonuçta
bir kurgudur ve tartışma yaparken bu göz ardı edilmemelidir. Film
tabii ki birçok metaforla doludur; zaten bir yönetmen her zaman kendi
derdini anlatırken bunlara başvurur. Matrix’teki en önemli farklardan
bir tanesi Wachowski’lerin felsefe ve mitojiyi anime kültürüne çok
güzel engaje etmeleri ve ortaya insanın kendini sorgulaması ile ilgili
ama bir o kadar da aksiyona dayalı bir film çıkartmalarıdır. Filmdeki
metaforların fazlalığı ve çeşitliliği sayesinde filmi izleyen herkes
kendi ilgi alanları dahilinde bir şeyler yakalayabilmektedir. Örneğin
filmde sanallık ve bilgisayar programcılığı üzerine “Keymaker
karakteriàCrack Programlarını” “Kahini koruyanàBir tür koruma/firewall
programı” “Upgrade edilme” “Kahinin cookie’leri” gibi daha birçok
gönderme bulabilirken mitoloji ve din olarak baktığımızda
Trinity(Baba-Oğul-Kutsal Ruh),Neo(The one),Persephone(Monica Belluci)
doğayı ve Merovingian(Fransız) karakteri de yer altı Tanrısını bariz
bir şekilde simgelemektedir.
Bu tarz göndermeler daha
sayfalarca uzatılabilir, belki bazıları gerçekten zorlamadır. Ama
önemli olan filmi izlerken yakaladığınız o küçük detaylar ile tamamen
1999’da tanıştığımız bu yeni dünyayı daha iyi anlamaya çalışmamız ve
bundan da müthiş keyif alıyor olmamızdır. Matrix’in benim için diğer
bir keyifli yanı ise “dejavu” “vampir” “hayalet” gibi kavramları kendi
dünyasında kendine has bir şekilde izah etmesidir. Aynı zamanda
Matrix’de geçen sahnelerdeki stilize dövüşler, özel kamera hareketleri
sayesinde olduğundan daha inanılmaz bir hale getirilmiştir. Bu film
için bir artı özelliktir çünkü böyle dövüş olur mu canım diyenlere
zaten böyle bir dünya yok, bu hepimizin kafasında gördüğü
şartlandırılmış bir rüyadır şeklinde izah edilmektedir.
Son olarak Matrix
Revolutions’ı seyretmemiş olanlar ancak, Matrix-Matrix
Reloaded-Animatrix’i arka arkaya seyrettiklerinde ve bir bütün olarak
düşündüklerinde kafalarındaki belli sorulara cevap bulacaklarını
tahmin ediyorum.
Please follow “your own”
white rabbit!
Ali Ersina
19.11.2003
<< İndekse
Geri Dön<<
Tüm hakları saklıdır. Ali Ersina'dan izin alınmadan kopyalanamaz ve
çoğaltılamaz. Copyright (c) 2004 |