|
Filmin Adı: Last Life In The Universe
23. Uluslararası
İstanbul Film Festivalinin kitapçığını ilk gözden geçirdiğimde benim
bu Tayland filmine ilgi duymamı sağlayan, yönetmen aynı zamanda da
senaryo yazarı Pen-ek Ratanaruang değil görüntü yönetmeni Christopher
Doyle idi. Otuzun üstünde filmin görüntü yönetmenliğini üstlenmiş
Sidney doğumlu Doyle’un, “In The Mood For Love” gibi “Last Life In The
Universe”in de görüntülerinden sorumlu olduğunu öğrendikten sonra
aşağı yukarı nasıl bir sinema dili ile karşılaşacağımı tahmin
ediyordum. Ama ne yalan söyleyeyim inanılmaz şiirsel görüntüler
eşliğinde, çok ince mizah anlayışı ile işlenmiş, bir adamın
yalnızlığının resmedildiği böyle bir hikaye beklemiyordum.
Filmde, 2003 Venedik
Film Festivalinde Karşı Akım Ödülü: en iyi erkek oyuncu ödülünü alan
Asano Tadanobu’nun, canlandırdığı intihara meyilli obsesif kompülsif
yani saplantı dürtülü eski Yakuza üyesi Kenji karakterinin
Bangkok’daki tek düze, aşırı düzenli yaşamının onun tam zıttı pasaklı,
düzensiz ve hiçbir şeyi takmayan bir kadın olan Noi ile tanışması ile
nasıl değiştiğine şahit oluyoruz. Saplantılı bir karakterin
verilişindeki ince detayların göz ardı edilmemesi hem filmdeki
karakterin gerçekçiliğini pekiştiriyor hem de bu iki zıt karakter
arasındaki abartılı farklılıklar esprili bir hale dönüşüyor. Özellikle
Kenji’nin evi ve çalıştığı kütüphanedeki tavırlarının son derece
dikkatli-kontrollü ve aşırı titiz olması saplantılı kişilik yapısının
en önemli özellikleri ki; zaten komik olan bu halinin yanında, eski
bir yakuza üyesi olmasına karşı insanlara son derece kibar davranıp,
özür dilemesi hatta suşi gibi Japonlara has bir yemeği, balığa olan
alerjisinden dolayı yiyememesi gibi birçok absürd durum filmin o ağır
melankolik havasını da dağıtmaya yardımcı oluyor.
Filmin içinde Kenji’nin
kardeşini öldüren yakuza üyesini, Japonya’da Yakuza filmlerinin
vazgeçilmez oyuncusu Riki Takeuchi’nin (Miike’nin Dead or Alive
serisinin üç bölümünde de yer alır) oynaması ve filmin sonunda
Japonya’dan gelen mafyanın başının Takeshi Miike olması gene bu dingin
filmin patlama yaptığı noktalardır. Bu arada “Last Life In The
Universe” filminin sakin görünümlü Kenji’sinin gene Takeshi Miike’nin
bir manga uyarlaması olan “Ichi The Killer” da sadist ve mazoşist
Kakihara karakterini canlandırması hatta filmin bir yerinde “Katil
Ichi”nin afişinin gözükmesi son derece eğlenceli birer göndermedir.
Zaten filmden sonra Emek sinemasında seyircilerin sorularına cevap
veren Doyle da Miike’nin her türlü şekilde filmin içinde yer almasını,
yaptığı maddi-manevi desteklerin bir sonucu olduğunu söyledi.
Kenji’nin, Noi’nin kız
kardeşi Nid’in kütüphaneden aldığı bir çocuk kitabında anlatılan
yalnız kertenkele hikayesine benzer biçimde, konuşacak, paylaşacak ve
sevecek bir insana sahip olmadan yaşamın ne kadar anlamsız olduğunu
saptaması ve bu yapayalnız kaldığı evrende artık intiharı düşündüğü
bir sırada hayatına arka arkaya giren bu iki kardeşle olan
ilişkilerinin bir rüya atmosferinde anlatılmasını kaçırmak
istemeyenlere duyurulur.
Not: Noi’nin esrar
içerken Kenji’nin evi temizleyip düzenlediği bir sahne var ki bunlar
bence filmin en şiirsel çekimleri. Sırf Christopher Doyle’un
kamerasını kullanımındaki ustalığı ve kelimeleri nasıl görüntüye
aktardığını izlemek için bile seyredilir.
Ali Ersina
28.04.2004
<< İndekse
Geri Dön<<
Tüm hakları saklıdır. Ali Ersina'dan izin alınmadan kopyalanamaz ve
çoğaltılamaz. Copyright (c) 2004 |