|
Filmin Adı: Kill Bill Volume 2
Quentin Tarantino, son
şaheserinin ikinci perdesi ile tekrar karşımızda. Gelinin(Uma Thurman)
intikam hikayesinin anlatıldığı ilk filmi beğenmeyenlerin uzak durduğu
bu ikinci film, öncelikle ilkine göre daha kansız, daha ciddi ve
aslında daha Tarantinovari.
İlk filmdeki
stilize, uzun kavgalar yerine, daha gerçekçi ve kısa ikili mücadeleler
bizi bekliyor. Aslında ilk filmin hem görsel yapısındaki al beni hem
de müzik kullanımı tam bir klip titizliğinde iken; devam filmi, tür
filmleri arasında bir gezinti sunmayı yeğliyor. Açılış sahnesi
siyah-beyaz tam bir Sergio Leone filminden fırlamış; yer yer
flashbacklerse, 70-80 arası çekilen bizim özel televizyona ilk
geçtiğimiz yıllarda da sıkça gösterilen Çin yapımı “kung-fu”
filmlerine göndermelerle bezenmiş. Ancak bu kes yapıştır tarzında
sahnelerin çekimleri o kadar başarılı ki insan hakikaten Tarantino’ya
saygı duymadan edemiyor.
İkinci film aslında
birinci gibi intikam alınacak karakterin kısa bir tanıtımı sonra da
ortadan kaldırılışı şeklinde ilerlemiyor. Zaman atlamaları lineer
olmadığı gibi gelinin işini kolaylaştıran tanıdık düşmanları bile var.
Aynı zamanda ilk filmdeki esprili diyaloglar yerine hikayenin insani
boyutunun da yansıtıldığı, duyduğunuzda işte bu Tarantino repliği
diyebileceğiniz, bazen anlamsız hatta çoğu zaman hikayeye de hizmet
etmeyen uzun monologlar mevcut. İkinci filmde Bill’in(David Carradine)
kurduğu “Fox Force Five” üyelerinden Micheal Madsen’in oynadığı Budd
karakterine neredeyse başta sempati bile duyabilirsiniz. Yalnız,
Rezervuar Köpeklerindeki kadar leş olmasa da rakibini yani gelini çok
kötü avlıyor ve aynı Mr. Blonde soğukkanlılığı ile onu ölümün eşiğine
hatta daha da derinlere götürüyor.
Blade Runner’daki
replikant Pris’i hiç mi hiç mi aratmayacak bir soğukkanlılıkla, Elle
Driver olarak karşımıza çıkan o dev, sarışın kadın Darly Hannah’nın da
tabii ki 80’lerden hatırladığımız narin, sevimli “Deniz Kızı” olmadığı
bu ikinci devam filminde de gözümüze sokulmuş.
Gelinin intikam ateşi ile yanıp tutuştuğu Bill ise bu filmde sadece
sesi ile değil tüm karizması ile karşımızda. Gelin ile karşılaştıkları
ve hiçbir şey olmamışçasına sakin bir şekilde geçmişlerini masaya
yatırıldıkları sahneler buram buram Tarantino kokuyor. Filmdeki ilginç
bir diğer detay da, superman ile ilgili Bill’in geline anlattıkları.
Tarantino ile Carradine’ın içki içerken yaptıkları bir konuşmadan
senaryoya eklenmiş olan bu monolog, Tarantino’nun senaryolarındaki
orijinalliğe bir örnek olduğu gibi neden birçok insanın onun film
repliklerini bu kadar doğal bulduklarını da açıklıyor.
Hem görsellik hem de
senaryo bakımından gayet orijinal olan bu devam filmi ile beraber,
Tarantino’nun 3.5 saatlik kişisel tatminini tamamladığı şüphesiz.
Filme genel olarak baktığımızda, B tipi filmlerdeki suç dünyası
insanları yanına yine kendisinin çok sevdiği Uzakdoğu dövüş filmleri
ve spagetti westernlerden de bir tutam koyarak, tam bir aşure-film
yaptığını görüyoruz. Ama bu kadar karışıklık içinde lezzet yakalamak
da bir tür dehalık gerektiriyor ki kimse bunu inkar edemez.
Ali Ersina
10.06.2004
<< İndekse
Geri Dön<<
Tüm hakları saklıdır. Ali Ersina'dan izin alınmadan kopyalanamaz ve
çoğaltılamaz. Copyright (c) 2004 |