|
Filmin Adı: Kill Bill Volume 1
Quentin Tarantino’yu ilk
tanıdığım film “Pulp Fiction” idi. Film beni, yarattığı karakterlerin
ve diyalogların orijinalliği ayrıca Tarantino filmlerinde olmazsa
olmaz eski popüler müziklerden oluşan inanılmaz eğlenceli bir
soundtrack ile acayip etkilemişti. Bunun yanı sıra film, sinema
tarihinde daha önce hiç denenmemiş olan bir kurgu ile seyircinin
alıştığı lineer dili bozup onu tekrar oluşturarak -dizi mantığı bölüm
bölüm farklı hikayeleri anlatıyormuş gibi yapıp-aslında kesişen ve
hepsi izlendiğinde anlaşılan bir sinema türünün de öncüsü olmuştu.
Sadece şu bahsettiklerim bile yönettiği Rezervuar Köpekleri,Ucuz
Roman,Jackie Brown dışında yakın arkadaşı Rodriguez için senaryosunu
yazdığı “From Tusk Till Dawn” ve Oliver Stone’a teslim ettiği “Natural
Born Killers” gibi işlere imza atan bir yönetmenin yeni filmini gözü
kapalı seyretmemizi sağlayacak bilgilerden sadece bazıları.
Kill Bill’den
bahsetmeden önce, bu filmden insanın biraz da olsa zevk alabilmesi
için öncelikle Tarantino’yu biraz tanıması gerektiğini söylemeden
geçmemek lazım. Çünkü bilindiği üzere kendisi herhangi bir sinema
okulunu bitirmiş değil hatta tüm gençliği bir video dükkanında B tipi
filmler de dahil olmak üzere eline ne geçerse izleyen bir sinema
fanatiğiymiş. İşte bu yüzdendir ki filmlerinde karakterlerin
isimlerinden tutun da diyaloglara ve tabii ki soundtrack dahil her şey
70’li yıllardaki filmlere ve o dönemlere göndermeler taşımaktadır.
Hangi tür üzerine yoğunlaşırsa o dönemin kült oyuncularını oynatmaktan
çekinmeyen hatta popüler olmayan oyuncuları da tekrar bu endüstriye
katma konusunda inanılmaz bir yeteneği olan Tarantino, John Travolta
(Pulp Fiction), Pam Grier (Jackie Brown), Micheal Madsen (Rezervuar
Köpekleri), David Carradine (Kill Bill) gibi birçok oyuncuyu
filmlerinde oynatmıştır ki daha bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Tarantino’nun fazla tanınmamış oyuncuları olduğu gibi bir de
vazgeçemediği fetiş oyuncuları vardır; Ucuz Roman’da Mia Wallace
olarak tanıdığımız Uma Thurman, Kill Bill’de karşımıza “Gelin” olarak
çıkmaktadır.
“Kill Bill” filminde
O-Ren Ishii rolü ile izleme şansı yakaladığımız ve şu sıralar
özellikle Uzakdoğulu, güzel ve dövüşen biri arandığında
(Payback-Charlie’s Angels-Ballistic) hep karşımıza çıkan Lucy Liu’nun
çocukluğunun anlatıldığı ve Quentin Tarantino’nun detaylı bir şekilde
aktarması sonucu Japon çizerlerin elinden çıkma manga usulü bölümler
filmin hem en ilgi çekici hem de en kanlı yerleri. Filmdeki rolü az
olmakla beraber Türkiye’de de 90’lı yıllarda gösterilen “Hayat Ağacı”
dizisinde doktorun kızı Maya karakteri olarak bildiğimiz Vivica A.
Fox’u da bu filmde görmek bu diziyi o dönem takip edenler için keyifli
bir sürpriz niteliğinde olacaktır. Kill Bill’in bu bölümünde yüzünü
göremediğimiz Bill’i ise gene Tarantino’nun hayran olduğu ve filmin
içinde gerek müzikler gerekse bazı sahneler ile gönderme yaptığı,
çekirge kavramını dilimize dolayan “Kung Fu” dizisinin ünlü oyuncusu
David Carradine canlandırmaktadır.
Filmin 3. bölümünde,
Uma Thurman’ın Bruce Lee’nin “Ölüm Oyun”nda giydiği kostüme benzer bir
kıyafetle olan sahnelerindeki kamera açıları, kamera hareketleri o
kadar göz alıcı ve buram buram postmodern bir mekan kullanımı var ki
insan izlerken hem çok eğleniyor hem de renk ve müzikten çok
etkileniyor. Filmi ikinci kez izlediğimde de en çok Tokyo’da geçen ve
sanki tek planda çekilmiş izlenimi veren bu bölümden hoşlandığımı fark
ettim. Açıkça söylemek gerekirse film baştan sona 70’lerde Bruce Lee
ile birlikte Uzakdoğu sinemasının Hollywood ile birleştiği yıllara bir
saygı duruşu niteliğindedir. Tabii bu saygı duruşunu yaparken günümüz
Japon sinemasındaki Takeshi Miike’ye yakın bir stilize şiddet
yakalanmaya çalışılsa da gişe kaygıları nedeni ile film o kadar sert
hale getirilmemiştir. Zaten Japon sinemasındaki şiddetin onların kendi
Samuray kültürüne kadar uzanması, aynı zamanda sürekli bir
bastırılmışlığın dışa vurumu olarak patlamasını Japon filmlerinde
görmeye genelde alışığız ama bu bir Amerikan yapımı olunca ABD sinema
endüstrisinin yaygınlığı nedeni ile çoğu izleyici böyle stilize bir
şiddet ile ilk kez karşılaşmakta ve normal olarak da buna çok
şaşırmaktadır.
Ancak eğer filme aynı
Tarantino’nun yaptığı gibi bakmazsanız; çok klişe bir avantür filmi
gibi de görebilirsiniz. Ama bence bu hataya düşmeyin filmin her
karesindeki ayrıntılar çok ustaca hazırlanmış ve meraklı sinema
seyircilerinin bunları teker teker keşfetmesi bekleniyor. İnsan bu
filmi 2-3 kere de izlese gene çok fazla eğlenebilir. Bu arada
söylemeden de edemeyeceğim insan kişisel fantazilerini bu kadar filme
katar mı yahu dedirtecek kadar ayak yakın planı olduğunu belirtmem
gerek. Artık Tarantino’nun Kill Bill’den sonraki filmi “My Left Foot:
Volume 2” olabilir; meraklısına duyurulur.
Ali Ersina
01.02.2004
<< İndekse
Geri Dön<<
Tüm hakları saklıdır. Ali Ersina'dan izin alınmadan kopyalanamaz ve
çoğaltılamaz. Copyright (c) 2004 |