|
Filmin Adı: Donnie Darko
Bu sene 2.
AFM/Uluslararası Bağımsız Film Festivalinde(IF) nöbetçi sinemada yer
alan ve umut vaat eden genç bir yönetmen, Richard Kelly’nin yazıp
yönettiği ilk uzun metrajlı film “Donnie Darko”nun, birçok festivalde
aldığı ödülün hakkını kesinlikle verdiğini söyleyebilirim. Hakkında
çok fazla şey bilmeden gittiğim bu filmden çıktığımda aklım, aynı lise
yıllarında olduğu gibi karmakarışıktı desem yalan olmaz. Birlikte
gittiğim arkadaşımın filmden sonra söylediği sözler belki de 16 yaş
civarındaki ergen bir gencin dünyaya bakışının anlatıldığı bu filmin
halini çok da iyi ifade ediyor: “Artık bir daha o yıllara dönmenin
imkanı yok,ne yazık ki büyüdük. Aslında dönmek istediğimden emin
değilim ama...”
Donnie Darko, hem
sorunları olan ve psikolojik yardım alan hem de çoğu örümcek
kafalı-muhafazakar yetişkinden hayatı çok daha doğru yorumlayabilen
bir genci konu alıyor. Film, insanı tam da kafanızda binlerce sorun
olduğu, ama bunun yanında kendinizi ispat için her türlü maymunluğu
yaptığınız lisedeki garip yıllara götürüyor bunu yaparken de bir
yandan zaman-mekan çakışması-boyutlar arası yolculuk gibi konulara
felsefi yaklaşımlar sergiliyor. İşin en güzel yanı film hem gerilim
öğeleri içeriyormuşçasına sizden sürekli baş kahramanın (filmdeki bir
diyaloğa dikkat edin) çözmeye çalıştığı dünyanın sonu hadisesine
odaklanmamızı sağlarken bir yandan da tam da 80’li yıllardaki gençlik
filmlerini hatırlatır sahneler ve diyaloglar ile dönemin sağcı
yönetimini okul politikasında bile gözler önüne sererek iyi bir hiciv
yapıyor. Filmde öğrencilere aşılanmaya çalışılan son derece sığ bir
bakış açısı, her şeyin sadece siyah ve beyaz olduğu inancı sorunlu bir
gencin bakışı ile aktarılınca acaba sorunlu olanın kim olduğu da ister
istemez tartışılıyor.
Anlatılmak istenen
aslında, evrende her şeyin bir sebebi olduğu ve herhangi bir değişimin
otomatik olarak başka bir değişimi tetikleyeceği konusu hatta yeni bir
şeyin doğması için başka bir şeyin sonunun gelmesi olarak da
özetlenebilir.
Oyuncu kadrosunda tam da
1987 yılında “Dirty Dancing” filmi ile iyi bir üne kavuşan Patrick
Swayze’ın o dönemdeki imajının aksine son derece tutucu bir hatip
konumunda olması filmdeki ironinin en çarpıcı olduğu yerlerden bir
tanesidir. Özellikle liseyi 90’ların ortasında bitirenlerin ve o
dönemlerde popüler olamayanların kendi hayatlarından çok şey
bulacakları bu filmi izlemelerini kesinlikle tavsiye ederim. Ne de
olsa “Şirinler” hakkında yapılan geyiklerin ulus gözetmeden her lisede
yapıldığını görmeniz için bile değer.
Ali Ersina
22.06.2003
<< İndekse
Geri Dön<<
Tüm hakları saklıdır. Ali Ersina'dan izin alınmadan kopyalanamaz ve
çoğaltılamaz. Copyright (c) 2004 |